Dünya genelinde milyarlarca insanı etkileyen migren, şiddetli baş ağrısı, bulantı, bulanık görme ve günlerce sürebilen yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterir. Ancak, migrenin beyin aktivitesiyle nasıl tetiklendiği uzun süredir bilim insanlarını düşündürmektedir.

4 Temmuz’da Science dergisinde yayımlanan bir fare çalışması, migrenin nörolojik olaylarını anlamamıza yardımcı olacak ipuçları sunuyor. Bu çalışma, nöronal aktivitenin durduğu kısa bir beyin ‘kararmasının’, beyin ve omuriliği çevreleyen berrak sıvının (beyin omurilik sıvısı) içeriğini geçici olarak değiştirdiğini öne sürüyor. Araştırmacılar, bu değişmiş sıvının, kafatasındaki sinirlere daha önce bilinmeyen bir boşluktan geçerek ağrı ve iltihap reseptörlerini aktive ederek baş ağrılarına neden olduğunu belirtiyor.

Beyin Ağrısızdır

Beyin, kendisi ağrı reseptörlerine sahip olmadığı için, baş ağrısının hissi beyin dışındaki alanlardan gelir. Ancak, beyin ve çevresel sinir sistemi arasındaki bu bağlantının nasıl çalıştığı ve baş ağrılarını tetiklediği tam olarak anlaşılmamıştır.

Bilim insanları, migrenin bu en şiddetli baş ağrılarını nasıl tetiklediğini anlamak için fareler üzerinde çalıştılar. Migren hastalarının üçte biri, baş ağrısından önce aura adı verilen bir aşama yaşar. Aura, bulantı, kusma, ışığa duyarlılık ve uyuşma gibi belirtilerle karakterizedir ve beş dakika ile bir saat arasında sürebilir. Aura sırasında, beyin kortikal yayılma depresyonu (CSD) adı verilen kısa bir kararma yaşar; bu, nöronal aktivitenin kısa bir süreliğine durmasıdır.

Sinirsel Etkileşim ve Ağrı

Araştırmalar, migren sırasında beyin omurilik sıvısındaki moleküllerin beyin zarlarından sızarak meninkslerdeki sinirleri aktive ettiğini göstermiştir. Dr. Maiken Nedergaard’ın ekibi, trigeminal siniri aktive eden beyin omurilik sıvısında benzer sızıntılar olup olmadığını araştırmak istedi. Trigeminal sinir, yüz ve çeneden beyne duyusal bilgi aktaran sinir dallarını içerir ve ağrı ve iltihap proteinleri için reseptörler içerir.

Yeni Keşifler ve Migren Tedavisi

Araştırmacılar, CSD yaşayan farelerin beyin omurilik sıvısının hareketini ve içeriğini analiz ettiler. CSD sırasında, sıvıdaki bazı proteinlerin konsantrasyonlarının normal seviyelerinin yarısına düştüğünü buldular. Ağrı iletim proteini CGRP gibi diğer proteinlerin seviyeleri ise iki katına çıktı. Araştırmacılar ayrıca, trigeminal ganglion etrafındaki koruyucu katmanlarda daha önce bilinmeyen bir boşluk keşfettiler. Bu boşluk, beyin omurilik sıvısının bu sinir hücrelerine dolmasına izin verir.

Farklı protein konsantrasyonlarına sahip omurilik sıvılarının trigeminal sinirleri aktive edip etmediğini test ettiler. CSD’den hemen sonra toplanan sıvı, trigeminal sinir hücrelerinin aktivitesini artırdı. Ancak, CSD’den 2.5 saat sonra toplanan sıvı aynı etkiyi göstermedi. Bu, beyin omurilik sıvısındaki proteinlerin kısa süreli bir fenomen olduğunu göstermektedir.

Öne Çıkan Bulgular

  • Beyin kararması sırasında beyin omurilik sıvısının içeriği değişir.
  • Değişen sıvı, trigeminal sinirleri aktive ederek baş ağrılarına neden olur.
  • Bu çalışma, migren tedavisi için yeni hedefler sunar.
  • Migren, beyindeki anormal olaylara karşı koruyucu bir uyarı işareti olabilir.

KAYNAK:

doi: https://doi.org/10.1038/d41586-024-02222-x