Tıp alanındaki dernekler kendi alanlarıyla ilgili kılavuzlar yayınlarlar. Bu kılavuzlar hastalıklarda hangi ilacın ne kadar verilmesi gerektiğinden hangi hastalıkta hangi testin yapılması gerektiğine dair hekimlere bir yol gösterir. Genel olarak kılavuzlar her ne kadar dernekler yapsa da ilaç firmalarının kontrolü altında olduğu düşünülür.

Ancak bu kez yeni yayınlanan kılavuzda bir vitamini gerektiğinden daha fazla kullanıldığına dair bir sonuç çıktı. Boston’da yapılan kongrede Endokrinoloji Derneği D vitamini ile ilgili yeni bir kılavuz yayınladı.

Bu kılavuz, Endokrinoloji Derneği tarafından hastalıkları önlemek amacıyla vitamin D kullanımı hakkında hazırlanmıştır. İşte kılavuzun temel noktaları:

Arka Plan

Vitamin D seviyeleri ile çeşitli hastalıklar arasında ilişki bulunmuştur. Bu hastalıklar arasında kas-iskelet, metabolik, kardiyovasküler, kanser, otoimmün ve enfeksiyon hastalıkları yer almaktadır. Ancak, serum 25-hidroksivitamin D (25[OH]D) seviyeleri ile bu hastalıklar arasında nedensel bir bağlantı henüz netleşmemiştir. Bu nedenle, vitamin D takviyesinin ve 25(OH)D testi kullanımının fayda-risk oranı belirsizdir.

Amaç

Bu kılavuz, vitamin D (kolekalsiferol [vitamin D3] veya ergokalsiferol [vitamin D2]) kullanımını, belirgin bir tedavi gereksinimi veya 25(OH)D testi endikasyonu olmayan bireylerde hastalık riskini azaltmak amacıyla klinik rehberler geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Yöntemler

Uzmanlardan oluşan bir panel, vitamin D kullanımı ve 25(OH)D testi ile ilgili 14 klinik soruyu belirleyerek önceliklendirmiştir. Randomize plasebo kontrollü çalışmalar incelenmiş ve GRADE metodolojisi kullanılarak kanıtların kesinliği değerlendirilmiştir.

Bulgular ve Öneriler

  • 1-18 yaş arası çocuklar ve ergenler: Beslenme yetersizliği kaynaklı raşitizmi önlemek ve solunum yolu enfeksiyonu riskini azaltmak amacıyla vitamin D takviyesi önerilmektedir.
  • 75 yaş ve üzeri bireyler: Mortalite riskini azaltmak amacıyla vitamin D takviyesi önerilmektedir.
  • Hamileler: Preeklampsi, intrauterin ölüm, erken doğum, küçük doğum ağırlığı ve neonatal ölüm riskini azaltmak amacıyla vitamin D takviyesi önerilmektedir.
  • Yüksek riskli prediyabet hastaları: Diyabete dönüşüm riskini azaltmak amacıyla vitamin D takviyesi önerilmektedir.
  • 50 yaş üzeri non-pregnant bireyler: Günlük düzenli vitamin D takviyesi, aralıklı yüksek doz takviyeye tercih edilmelidir.
  • Sağlıklı 75 yaş altı yetişkinler: Mevcut besin referans alımının (DRI) üzerine çıkan vitamin D takviyesi önerilmemektedir.

Test ve Dozaj

  • Genel popülasyonda rutin 25(OH)D testi önerilmemektedir.
  • Optimal vitamin D dozu belirsizdir ve daha fazla araştırma gerekmektedir.

D vitamini düzeyiniz kaç olmalı?

Endocrine Society’nin “Vitamin D for the Prevention of Disease” kılavuzuna göre, sağlıklı bireylerde ideal D vitamini düzeyleri konusunda net bir konsensüs bulunmamaktadır. Ancak genel olarak, serum 25-hidroksivitamin D [25(OH)D] seviyelerinin şu aralıklarda olması önerilmektedir:

  1. Yetersiz Düzeyler: 20 ng/mL (50 nmol/L) altında olan seviyeler yetersiz olarak kabul edilir ve bu durum raşitizm, osteomalazi gibi kemik sağlığı problemlerine yol açabilir.
  2. Yeterli Düzeyler: 20-30 ng/mL (50-75 nmol/L) aralığındaki seviyeler genel olarak yeterli kabul edilir ve bu seviyeler kemik sağlığını korumak için genellikle yeterlidir.
  3. Optimal Düzeyler: 30-60 ng/mL (75-150 nmol/L) aralığı bazı uzmanlar tarafından optimal kabul edilir, ancak bu aralıkla ilgili net bir bilimsel konsensüs yoktur.
  4. Yüksek Düzeyler: 60 ng/mL (150 nmol/L) üzeri seviyeler bazı durumlarda fazla olabilir ve hiperkalsemi gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Sonuç

Bu kılavuz, belirgin bir tedavi gereksinimi veya 25(OH)D testi endikasyonu olmayan bireyler için vitamin D kullanımını düzenlemeyi amaçlamaktadır. Öneriler, DRI değerlerini değiştirmek amaçlı değildir ve mevcut tıbbi koşulları olan bireyler için geçerli değildir.

Önemli Noktalar

  • Vitamin D, bazı hastalıkların riskini azaltmada rol oynayabilir, ancak daha fazla araştırma gereklidir.
  • Rutin test ve yüksek doz takviyeler genel popülasyon için önerilmemektedir.
  • Hamileler, çocuklar, ergenler, yaşlılar ve yüksek riskli prediyabet hastaları için vitamin D takviyesi önerilmektedir.

Bu kılavuz, vitamin D’nin hastalık önleme amacıyla kullanımını optimize etmek için pratik öneriler sunmaktadır.

D vitamini eksikliği hangi hastalıklara neden olur?

Endocrine Society’nin kılavuzuna göre, D vitamini seviyeleri ile çeşitli hastalıklar arasında güçlü ilişkiler bulunmakla birlikte, kesin nedensel bağlantılar henüz tam olarak kanıtlanmamıştır. Bununla birlikte, bazı hastalıklar ve durumlarla ilgili daha güçlü kanıtlar bulunmaktadır:

  1. Raşitizm ve Osteomalazi: D vitamini eksikliği, çocuklarda raşitizm ve yetişkinlerde osteomalazi gibi kemik hastalıklarına doğrudan neden olabilir. Bu hastalıklar, D vitamini eksikliği nedeniyle kemiklerin yumuşaması ve zayıflaması ile karakterizedir.
  2. Osteoporoz: Yeterli D vitamini alımı, yaşlı yetişkinlerde kemik yoğunluğunu korumak ve osteoporoz riskini azaltmak için önemlidir. D vitamini, kalsiyumun bağırsaklardan emilimini artırarak kemik sağlığını destekler.
  3. Nutritional Rickets: Çocuklarda, özellikle 1-18 yaş arası bireylerde, D vitamini eksikliği raşitizme yol açabilir. Bu nedenle, D vitamini takviyesinin çocuklarda raşitizmi önlediği kanıtlanmıştır.

D vitamini eksikliği ile ilişkili diğer hastalıklar ve durumlar için nedensel bağlantılar daha az netleşmiştir ve genellikle gözlemsel çalışmalarla desteklenmektedir. Örneğin, metabolik hastalıklar (prediyabet ve diyabet), kardiyovasküler hastalıklar, otoimmün hastalıklar (multiple skleroz gibi) ve bazı enfeksiyon hastalıkları ile D vitamini seviyeleri arasında ilişkiler bulunsa da, bu ilişkilerin nedensel olup olmadığı konusunda daha fazla araştırma gerekmektedir.

Bu nedenlerden dolayı, D vitamini takviyesi ve serum 25-hidroksivitamin D (25[OH]D) seviyelerinin düzenli olarak izlenmesi, bu hastalıkların önlenmesi ve yönetiminde önemli bir rol oynamaktadır. Ancak, bu alandaki araştırmalar devam etmekte olup, daha kesin sonuçlara ulaşılması için daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

14 SORU 14 CEVAP

Endocrine Society’nin “Vitamin D for the Prevention of Disease” kılavuzunda belirtilen 14 klinik sorunun yanıtları, sistematik literatür incelemeleri ve uzman görüşlerine dayalı olarak belirlenmiştir. İşte bu soruların kılavuzda verilen yanıtları:

  1. Empirik vitamin D takviyesi, çocuklarda ve ergenlerde (1-18 yaş) raşitizm ve solunum yolu enfeksiyonlarını önlemede etkili midir?
    • Evet, empirik vitamin D takviyesi, çocuklarda raşitizmi önlemede ve solunum yolu enfeksiyonlarını azaltmada potansiyel olarak etkilidir.
  2. Empirik vitamin D takviyesi, 75 yaş ve üzerindeki bireylerde mortalite riskini azaltmada etkili midir?
    • Evet, empirik vitamin D takviyesi, 75 yaş ve üzerindeki bireylerde mortalite riskini azaltmada potansiyel olarak etkilidir.
  3. Hamilelerde empirik vitamin D takviyesi, preeklampsi, intrauterin ölüm, erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve neonatal mortaliteyi azaltmada etkili midir?
    • Evet, empirik vitamin D takviyesi, hamilelerde preeklampsi, intrauterin ölüm, erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve neonatal mortaliteyi azaltmada potansiyel olarak etkilidir.
  4. Yüksek riskli prediyabet hastalarında empirik vitamin D takviyesi, diyabete dönüşüm riskini azaltmada etkili midir?
    • Evet, empirik vitamin D takviyesi, yüksek riskli prediyabet hastalarında diyabete dönüşüm riskini azaltmada potansiyel olarak etkilidir.
  5. Genel sağlıklı yetişkinlerde (50 yaş altı), empirik vitamin D takviyesi hastalık riskini azaltmada etkili midir?
    • Hayır, sağlıklı yetişkinlerde 50 yaş altı için empirik vitamin D takviyesi, hastalık riskini azaltmada etkili değildir ve mevcut besin referans alımının (DRI) üzerine çıkan vitamin D takviyesi önerilmemektedir.
  6. Empirik vitamin D takviyesi, 50-75 yaş arası sağlıklı yetişkinlerde hastalık riskini azaltmada etkili midir?
    • Hayır, 50-75 yaş arası sağlıklı yetişkinler için empirik vitamin D takviyesi, hastalık riskini azaltmada yeterince desteklenmemektedir.
  7. Empirik vitamin D takviyesi, obez bireylerde hastalık riskini azaltmada etkili midir?
    • Hayır, obez bireyler için empirik vitamin D takviyesi önerilmemekte ve rutin 25(OH)D testi yapılmaması önerilmektedir.
  8. Empirik vitamin D takviyesi, koyu tenli bireylerde hastalık riskini azaltmada etkili midir?
    • Hayır, koyu tenli bireyler için empirik vitamin D takviyesi önerilmemekte ve rutin 25(OH)D testi yapılmaması önerilmektedir.
  9. D vitamini takviyesinin optimal dozu nedir ve bu doz hastalık riskini azaltmada etkili midir?
    • Optimal doz belirsizdir. Farklı popülasyonlar ve koşullar için optimal dozlar konusunda yeterli veri bulunmamaktadır ve daha fazla araştırma gerekmektedir.
  10. Hamilelik süresince empirik vitamin D takviyesi hangi dozlarda önerilmelidir?
    • Hamilelik süresince vitamin D takviyesi önerilmektedir, ancak optimal doz belirsizdir ve daha fazla araştırma gerekmektedir.
  11. Yüksek doz aralıklı D vitamini takviyesi ile günlük düşük doz D vitamini takviyesi karşılaştırıldığında hangisi daha etkilidir?
    • Günlük düşük doz takviyesi, yüksek doz aralıklı takviyeye tercih edilmektedir.
  12. Empirik vitamin D takviyesi, diğer takviyelerle (örneğin kalsiyum) birlikte alındığında daha mı etkilidir?
    • Kalsiyum ile birlikte alındığında etkili olabilir, ancak bu konuda daha fazla araştırma gerekmektedir.
  13. Rutin 25(OH)D testi, hangi popülasyonlarda gereklidir ve bu testin hastalık önlemedeki rolü nedir?
    • Rutin 25(OH)D testi önerilmemektedir ve mevcut klinik kanıtlar, bu testin hastalık önlemedeki rolünü desteklememektedir.
  14. Hangi 25(OH)D seviyeleri optimaldir ve bu seviyeler hastalık riskini azaltmada etkilidir?
    • Optimal seviyeler belirsizdir. Farklı popülasyonlar ve koşullar için optimal 25(OH)D seviyeleri konusunda daha fazla araştırma gerekmektedir.

“Empirik vitamin D takviyesi,” belirli bir sağlık durumu veya laboratuvar testi sonucu olmaksızın, genel popülasyonda yaygın olarak önerilen vitamin D alımını ifade eder. Yani, empirik takviye, bireylerin D vitamini seviyelerini ölçmeden, doğrudan takviye almalarını içerir. Bu tür takviyeler, genel sağlık yararlarını artırmak veya belirli hastalıkları önlemek amacıyla yapılır.

Bu yanıtlar, kılavuzun belirttiği araştırma ve sistematik incelemelere dayanmaktadır ve daha fazla araştırma yapılmasının gerekliliğini vurgulamaktadır.

D VİTAMİNİNİ KİM ÜRETİYOR? İLAÇ FİRMALARI TAKVİYE FİRMALARI MI?

Dünya genelindeki D vitamini üretiminin büyük bir kısmı ilaç firmaları tarafından gerçekleştirilmektedir. 2021 yılı itibarıyla, ilaç sektörünün küresel D vitamini pazarının %48.07’sini oluşturduğu belirtilmiştir. Bu durum, D vitamininin farmasötik uygulamalarının yaygınlığı ve sağlık alanındaki öneminden kaynaklanmaktadır. İlaç firmaları, D vitamini içeren ürünlerin geliştirilmesi ve pazarlanmasında öncüdür ve bu ürünler özellikle vitamin terapisi ve sağlık takviyeleri alanında yaygın olarak kullanılmaktadır​ (GlobeNewswire)​.

Öte yandan, gıda takviyesi firmaları da önemli bir rol oynamaktadır ve pazarın büyük bir kısmını ellerinde bulundurmaktadır. Gıda takviyesi ve fonksiyonel gıda segmentleri, özellikle besin desteği ve bağışıklık sistemi güçlendirme amaçlı D vitamini ürünlerinin yaygınlaşmasıyla hızla büyümektedir. Bu segment, küresel D vitamini pazarının yaklaşık %52’sini oluşturmaktadır


NEDENSELLİK NE? KORELASYON NE?

Nedensellik (causality) ve korelasyon (correlation) arasındaki fark, bilimsel ve istatistiksel analizlerde kritik bir ayrımı ifade eder. İşte bu iki kavramın ayrıntılı açıklaması:

Korelasyon (Correlation)

Korelasyon, iki veya daha fazla değişken arasındaki istatistiksel ilişkiyi ifade eder. Korelasyon, bu değişkenlerin birlikte nasıl değiştiğini gösterir, ancak birinin diğerine neden olup olmadığını belirtmez.

  • Özellikler:
    • Yön ve Güç: Korelasyon pozitif, negatif veya nötr olabilir. Pozitif korelasyon, iki değişkenin birlikte arttığını veya azaldığını gösterir. Negatif korelasyon ise bir değişken artarken diğerinin azaldığını gösterir. Korelasyon katsayısı (-1 ile 1 arasında bir değer) bu ilişkinin yönünü ve gücünü belirler.
    • Nedensel İlişki Olmadan: Korelasyon, iki değişkenin birlikte hareket ettiğini gösterir, ancak bu hareketin nedenini açıklamaz. Yani, korelasyon nedensellik anlamına gelmez.
  • Örnek:
    • Dondurma satışları ile boğulma vakaları arasında pozitif bir korelasyon olabilir. Ancak, dondurma satışı boğulmaya neden olmaz; her ikisi de yaz aylarında artan sıcaklık nedeniyle artar.

Nedensellik (Causality)

Nedensellik, bir olayın (neden) başka bir olaya (sonuç) neden olduğunu ifade eder. Bu, iki olay arasında bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu belirtir.

  • Özellikler:
    • Neden ve Sonuç: Nedensellik, bir olayın diğerine doğrudan neden olduğunu belirtir. Bu, nedenin ortadan kalkmasının sonucu da ortadan kaldıracağı anlamına gelir.
    • Zaman Dizilimi: Nedensellikte neden, sonuçtan önce gelir. Bu, nedenin sonucu ortaya çıkarması için önceden gerçekleşmesi gerektiğini gösterir.
    • Kontrol ve Deney: Nedenselliği kanıtlamak için genellikle deneysel çalışmalar yapılır. Kontrollü deneyler, neden ve sonuç arasındaki doğrudan ilişkiyi gösterir.
  • Örnek:
    • Sigara içmek (neden) akciğer kanserine (sonuç) neden olabilir. Bu ilişki, çok sayıda kontrollü çalışma ve gözlemle desteklenmiştir.

Özet ve Farklılıklar

  1. Yön ve Anlam:
    • Korelasyon: İki değişkenin birlikte nasıl hareket ettiğini gösterir.
    • Nedensellik: Bir değişkenin diğerine neden olup olmadığını belirtir.
  2. İlişki Türü:
    • Korelasyon: İstatistiksel bir ilişkiyi ifade eder.
    • Nedensellik: Nedensel bir ilişkiyi ifade eder.
  3. Neden-Sonuç İlişkisi:
    • Korelasyon: Nedensel bir ilişkiyi garanti etmez.
    • Nedensellik: Doğrudan bir neden-sonuç ilişkisidir.
  4. Örnekleme ve Deney:
    • Korelasyon: Genellikle gözlemsel verilerle belirlenir.
    • Nedensellik: Genellikle kontrollü deneylerle belirlenir.

Sonuç

Korelasyon, iki değişken arasındaki istatistiksel ilişkiyi ifade ederken, nedensellik bir değişkenin diğerine neden olduğunu belirtir. Bu iki kavram arasındaki farkı anlamak, doğru bilimsel ve istatistiksel analizler yapabilmek için kritiktir. Korelasyon her zaman nedenselliği göstermez, bu yüzden bir ilişkinin nedensel olup olmadığını belirlemek için daha derinlemesine analizler ve deneyler gereklidir.

KILAVUZUN KAYNAĞI:

https://academic.oup.com/jcem/advance-article/doi/10.1210/clinem/dgae290/7685305