Yeni araştırma, genç ve sağlıklı yetişkinlerde yumurta tüketiminin besinsel etkileri konusunda daha geniş bir perspektif sunuyor.

Yumurta sizin için iyi mi?

Bilim insanları yıllardır bu tartışmalı soru üzerinde çalışmaktadır. Bazıları yumurta alımının LDL veya “kötü” kolesterolü ve kalp hastalığı ve diyabetle ilişkili enflamatuar belirteçleri artırdığını bulurken, diğerleri besin yoğunluğu sayesinde yumurta tüketiminin faydalarını vurgulamıştır.

Tarım, Sağlık ve Doğal Kaynaklar Fakültesi’nde beslenme bilimleri doçenti olan Catherine J. Andersen, kısa süre önce Nutrients dergisinde sağlıklı genç yetişkinlerde yumurta tüketiminin beslenme sonuçları hakkında daha geniş bir bakış açısı sağlayan bir çalışma yayınladı.

Yumurtanın sağlığa etkilerini değerlendiren mevcut araştırma makalelerinin çoğu, kalp hastalığı, diyabet, vücut kompozisyonu, iltihaplanma, bağışıklık sağlığı ve anemi için biyobelirteçleri bir arada değil, tek başına inceleyerek daha sınırlı bir dizi standart klinik ölçüme odaklanma eğilimindedir. Bu çalışmalara katılanlar ayrıca kronik hastalıklar için önceden var olan risk faktörlerine sahip olma eğilimindedir. Ayrıca tipik olarak kilo verme planları gibi ek diyet rejimi değişikliklerini de takip etmektedirler. Bu faktörler, genel veya genç, sağlıklı popülasyonda yumurtanın sağlık belirteçlerini nasıl etkilediğine dair yorumları karmaşıklaştırabilir.

Andersen ve çalışma arkadaşları, bir doktorun rutin fiziksel muayene sırasında bakacağı birçok sağlık ölçümünü dikkate alan daha kapsamlı ve klinik odaklı bir çalışma yürüttü.

Andersen, “Standart, rutin klinik biyobelirteçleri kullanarak genç, sağlıklı bir popülasyonda yumurta alımının etkilerinin kapsamlı bir resmini sunmaya yardımcı oluyor” diyor. “Bunun genel halka daha iyi bir şekilde aktarılabileceğine inanıyoruz.”

Katılımcılar (18-35 yaş arası, belirli vücut kitle indeksi ve vücut yağı kriterlerine sahip 26 kişi) 4’er hafta boyunca üç farklı diyete tabi tutulmuştur.

Çalışmada;

hiç yumurta yememek,

günde üç yumurta beyazı ve

günde 3 tam yumurta yemek karşılaştırılmıştır.

Katılımcılar yumurtaları istedikleri gibi hazırlayabilmişlerdir.

4 HAFTA SONRA NE OLDU?

Besin Alımı: Besin alımı farklı yumurta diyetleri arasında önemli ölçüde farklılık göstermiştir. Özellikle, bütün yumurta diyeti daha yüksek kolin alımına yol açmış, bu da metabolik sağlık için önemli besinler olan kolin ve betainin kan seviyelerinin artmasına neden olmuştur.

Metabolik Belirteçler: Yumurta akı ve bütün yumurta tüketimi serum izolösini (potansiyel olarak insülin direnci riskinin arttığını gösteren bir belirteç) artırırken, bütün yumurta tüketimi serum glisini (potansiyel olarak insülin direnci riskinin azaldığını gösteren bir belirteç) azaltmıştır. Ancak bu değişiklikler glikoz duyarlılığı veya enflamasyonla ilgili diğer belirteçleri etkilememiştir.

Kolesterol ve HDL Partikülleri: Kombine oral kontraseptif ilaç alan kadınlarda, tam yumurta alımı, özellikle belirli büyük HDL partiküllerini artırarak ve toplam kolesterol / HDL-kolesterol oranını azaltarak kolesterol profillerini iyileştirmiştir.

Hematolojik Etkiler: Bütün yumurta tüketimi kan hematokritini (kırmızı kan hücrelerinden oluşan kan oranı) artırırken, hem yumurta akı hem de bütün yumurta diyetleri kan trombosit sayısını azaltmıştır.

Bağışıklık Hücresi Sayıları: Yumurta akı ve tam yumurta diyetleri arasında bağışıklık hücresi sayısındaki değişiklikler çeşitli lipid ve insülin duyarlılığı belirteçleri ile ilişkilendirilmiştir.

Genel olarak çalışma, tam yumurta tüketiminin daha iyi mikro besin alımına, gelişmiş kolin durumuna ve daha olumlu HDL ve kan profillerine yol açtığı ve yumurta akına kıyasla insülin direnci belirteçleri üzerinde minimum veya potansiyel olarak daha az olumsuz etkiye sahip olduğu sonucuna varmaktadır. Bu durum, bütün yumurtanın genç ve sağlıklı yetişkinler için metabolik ve hematolojik sağlık açısından daha faydalı bir beslenme tercihi olabileceğini düşündürmektedir.

Andersen, katılımcılar her gün tam yumurta yediğinde, kan örneklerinin yumurta sarısında bulunan temel bir besin maddesi olan kolinde önemli bir artış gösterdiğini tespit etmiştir. Kolin alımı, kalp hastalıklarıyla bağlantılı olan ve TMAO olarak bilinen bir metabolitin artışıyla ilişkilendirilmiştir. Ancak Andersen’in çalışması, kolindeki artışa rağmen TMAO’nun bu popülasyonda değişmediğini buldu.

Andersen, “Bu en iyi durum senaryosu” diyor. “Bu önemli besin maddesinden zengin miktarlarda almak istiyoruz, ancak potansiyel olarak kardiyovasküler hastalığı teşvik edebilecek bu metaboliti artırmamak istiyoruz.”

Araştırmacılar, enflamasyon veya kan kolesterol seviyelerinde de herhangi bir olumsuz değişiklik görmedi. Ayrıca, bütün yumurta yemenin diyabet riskiyle ilişkili belirteçler üzerinde yumurta beyazı yemeye kıyasla daha az olumsuz etkisi olduğunu tespit etmişlerdir.

Genel olarak, katılımcılar tam yumurta tükettiklerinde diyetlerinde daha fazla besin yoğunluğuna sahip oldular ve buna ek olarak daha yüksek hematokrit – kandaki kırmızı kan hücresi yoğunluğunun bir ölçüsü, anemide azalabilir.

Andersen, “Kapsamlı bir ölçüm aralığına bakıyor olmamız, yumurta alımının beklenebilecek genel etkilerinin daha iyi değerlendirilmesine olanak tanıyor” diyor. “Bunun önemli olduğunu düşünüyorum çünkü daha az olumlu olan bir belirteç değişikliği görürseniz, belki de bağlam içinde diğerlerinde faydalı değişimler görebilirsiniz.”

Çalışmaya hem erkek hem de kadın katılımcılar dahil edilmiştir. Kadın katılımcıların yaklaşık yarısı kombine oral doğum kontrol hapı kullanıyordu. Bu da Andersen’in doğum kontrol hapı kullanan ve kullanmayan kadınların beslenme sonuçları arasındaki potansiyel farklılıkları incelemesine olanak sağladı.

Andersen, “Bunlar çok yaygın kullanılan ilaçlar ve bu ilaçları almanın bir diyet müdahalesine nasıl yanıt verebileceği üzerindeki etkisini inceleyen çalışma eksikliği var” diyor.

Hepsi istatistiksel olarak anlamlı olmasa da, araştırmacılar bu alt grupta bazı farklılıklar gözlemlemişlerdir.

Doğum kontrol hapı kullanmayan kadın katılımcılardan alınan kan örneklerinde, kalp hastalığı için bir risk faktörü olarak kabul edilen toplam kolesterolün HDL-kolesterole oranında daha fazla artış görüldü.

Andersen, “Bu beklediğimizin tam tersiydi” diyor. “Çünkü hormonal doğum kontrol ilaçları genellikle olumsuz metabolik değişikliklerle ilişkilendirilir. Ancak bu durumda, yumurtalara yanıt olarak daha çok koruyucu bir etkisi var gibi görünüyordu.”

Doğum kontrol hapı kullanmayan kadın katılımcıların kan monositlerinde de doğum kontrol hapı kullanan katılımcılara kıyasla daha fazla artış görüldü. Monositler vücudun birinci basamak bağışıklık savunmasının bir parçasıdır. İlginç bir şekilde, ilaç kullanımından bağımsız olarak, tam yumurta alımından kaynaklanan klinik bağışıklık profilindeki değişiklikler, bir dizi klinik HDL ölçümü ile ilişkiliydi.

Bu makale, Andersen’in yumurta alımı ve HDL-bağışıklık ilişkisi ile ilgili mekanik yolları incelediği bir serinin ilkidir. Laboratuvarının ele aldığı diğer sorular arasında HDL partiküllerinin bileşimi ve bağışıklık hücrelerinin aktivitesini düzenleme kapasiteleri yer alıyor, çünkü yakın zamanda HDL’nin sadece kolesterol değil yüzlerce protein taşıyabildiği tespit edildi. Andersen ayrıca yumurta yemenin besinsel sonuçlarındaki farklılıkları yaşlılarda ve gençlerde araştırmayı planlıyor.

KAYNAK:

https://www.mdpi.com/2072-6643/15/17/3747