Yeni bir araştırma, düşük testosteron seviyesine sahip erkeklerin ölüm riskinin arttığını ortaya koydu. Bu bulgu, testosteronun sağlık üzerindeki etkilerini yeniden gündeme getiriyor.

Batı Avustralya Üniversitesi’nden Dr. Bu B. Yeap ve ekibi, cinsiyet hormonlarının ölüm ve kardiyovasküler hastalıklarla ilişkisini açıklığa kavuşturmak amacıyla sistematik bir inceleme yaptı. İnceleme, 255.830 katılımcı-yıl verisi içeren dokuz çalışma ile 24.109 katılımcıyı kapsayan 11 çalışmanın özet verilerini içeriyordu.

Temel Bulgular

Araştırmacılar, başlangıç testosteron düzeyi 7.4 nmol/L’nin (213 ng/dL) altında olan, luteinize edici hormon (LH) düzeyi 10 IU/L’nin üzerinde olan veya estradiol düzeyi 5.1 pmol/L’nin altında olan erkeklerin tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin daha yüksek olduğunu buldu. Ayrıca, testosteron düzeyi 5.3 nmol/L’nin altında olan erkeklerde kardiyovasküler hastalıktan ölüm riski de arttı.

Hormonal Dengesizliklerin Etkileri

Cinsiyet hormonu bağlayıcı globulin (SHBG) düzeyinin düşük olması, daha düşük tüm nedenlere bağlı ve kardiyovasküler ölüm riski ile ilişkilendirildi. Öte yandan, düşük başlangıç dihidrotestosteron (DHT) konsantrasyonuna sahip erkeklerde tüm nedenlere bağlı ve kardiyovasküler ölüm riski artarken, DHT düzeyinin 2.45 nmol/L’nin üzerinde olması da risk artışına yol açtı.

Risk Altındaki Gruplar

DHT konsantrasyonu 0.59 nmol/L’nin altında olan erkeklerde kardiyovasküler hastalık olayları riskinin arttığı görüldü. Araştırma ekibi, testosteron düzeyi 7.4 nmol/L’nin altında olan erkeklerin ölüm riskinin daha yüksek olduğunu belirtti. Bu bulgu, sağlıklı erkek örneklemlerinde testosteron dağılımına dayalı referans aralıklarına ek bilgi sağlıyor.

Testosteron Tedavisi ve Kardiyovasküler Faydalar

Dr. Anawalt, düşük serum toplam testosteron konsantrasyonuna sahip hastalarda testosteron tedavisinin kardiyovasküler faydalar sağlayabileceğini öne sürdü. Ayrıca, düşük serum estradiol konsantrasyonunun daha yüksek ölüm oranlarıyla ilişkili olduğuna dikkat çekerek, aromataz inhibitörlerinin kullanımından kaçınılması gerektiğini vurguladı.

KAYNAK:

https://www.acpjournals.org/doi/10.7326/M23-2781